Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Açık Bilim, Sanat Arşivi

Açık Bilim, Sanat Arşivi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

MSGSÜ'de Ara

Basit öğe kaydını göster

dc.contributor.advisorTuncel, Didem Bedük
dc.contributor.authorAkbaş, Emre
dc.date.accessioned2022-06-20T20:22:28Z
dc.date.available2022-06-20T20:22:28Z
dc.date.issued2010
dc.identifier.uri
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/20.500.14124/1700
dc.descriptionTez (Yüksek Lisans) -- Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2010.en_US
dc.descriptionKaynakça var.en_US
dc.description.abstractİnsanoğlu varoluşundan itibaren yaşamını sürdürebilmek amacıyla doğa şartlarıyla mücadele etmiş, önceleri doğal kaya oyuklarında daha sonraları ise insan eliyle yapılmış ilk barınaklar ve ilk mobil konut örnekleri olan geçici, taşınabilir yapılarda barınma gereksinimlerini karşılamışlardır.Tarım bilgisinin gelişmesi, göçebe bir yaşam süren insan topluluklarını toprağa bağımlı bir hale getirerek yerleşik yaşama geçmelerine neden olmuş, barınak olarak kullanılan geçici yapılar yerlerini kalıcı konutlara bırakmaya başlamıştır.İnsanların yerleşik yaşama geçişleri insan-doğa ilişkisinin daha değişik bir boyut kazanmasına yol açmıştır. Bu dönemde insan toplulukları yeni yerleşim yerleri oluşturmak ve tarım alanları açmak amacıyla doğaya müdahale etmeye başlamışlar, yeryüzü şekillerini ve doğal kaynakları yaşam koşullarını iyileştirmek amacıyla kendi gereksinimleri doğrultusunda kullanmışlardır. Doğaya insan eliyle yapılan bu ilk müdahaleler, insan nüfusunun azlığı, sahip olunan yetersiz teknoloji ve buna bağlı olarak insanların gereksinimlerinin ve konfor beklentilerinin basitliği gibi nedenlerle sınırlı bir düzeyde kalmış, doğal dengeyi bozucu herhangi bir etkiye yol açmamıştır. Ancak teknolojinin ve makineleşmenin gelişmesi, insan nüfusunun ve ihtiyaçlarının artması sonucunda yaşanan sanayi devrimiyle birlikte insanın doğaya olan bu sınırlı müdahalesi doğal kaynakların sömürülmesi halini almıştır. Bu sürecin başlangıcıyla birlikte git gide artan enerji ihtiyacı sonucunda dünyanın doğal kaynakları üzerinde büyük bir baskı oluşmuş ve bu baskı günümüzde petrol, doğalgaz gibi yer altı kaynaklarını tükenme noktasına getirmiştir. Fosil yakıtlar olarak adlandırılan yer altı kaynaklarının yoğun olarak kullanılmasının bir başka sonucu da dünyanın ekolojik dengesinde meydana gelen ve kimi bölgelerde neredeyse geri dönüşü olanaksız boyutlara ulaşan bozulmalar olmuştur. Bu kaynakların yoğun olarak kullanılması sonucunda salınan sera gazlarının miktarı artmakta ve atmosferde birikerek dünyanın tolore edebileceği miktarın çok üzerine çıkmaktadır. Görevi kısaca güneşten gelen ışınların gerekli miktarını atmosferde tutarak fazlasını uzay boşluğuna yollamak ve bu şekilde dünyayı donmaktan korumak olan sera gazlarının miktarının artması, geri yollanması gereken ışınların da atmosferde tutulmasına ve bu durum da dünyanın genel sıcaklığında artışa neden olmaktadır. Kısaca küresel ısınma olarak adlandırılan bu olgu sonucunda günümüzde dünyanın ekolojik dengesi sarsılmakta, tüm dünyada etkileri artarak görülen doğal afetler ile çevresel ve iklimsel felaketler meydana gelmektedir.Özellikle yakın geçmişten bu yana etkileri görülmeye başlayan Dünyanın ekolojik yapısındaki bu olumsuz değişimler bilim insanlarını bu konuda çalışmalar yapmaya ve tedbirler almaya yöneltmiştir. Sera gazı salımından birinci derecede sorumlu olan gelişmiş ülkeler başta olmak üzere tüm dünyada bu gazların salımının azaltılmasına yönelik çalışmalar yapılmaya başlanmış ve pek çok ülkenin katılımıyla imzalanan Kyoto protokolüyle ülkesel ölçekte kimi yaptırımlar uygulanması karara bağlanmıştır.Dünyanın enerji gereksinimini karşılamak ve sera gazı salımlarını azaltmak amacıyla yapılan araştırmalar, bilim insanlarına çıkış yolunun yeraltındaki rezervlerle sınırlı fosil yakıtların kullanımının azaltılarak kendini yenileyebilen, sınırsız ve temiz enerji kaynaklarına yönelmek olduğunu göstermiştir. Güneş, rüzgar enerjisi, hidrolik enerji ve hidrojen gibi sürdürülebilir enerji kaynaklarının kullanımının geliştirilerek dünya genelindeki tüm sektörlerde yaygınlaştırılması ve insanların enerjinin verimli olarak kullanımı konusunda bilinçlendirilmeleri ile ilgili çalışmalar artarak devam etmektedir.Enerjinin temiz, yenilenebilir kaynaklardan elde edilmesi ve doğal kaynakların verimli olarak kullanımıyla ilgili ekolojik yaklaşım mimarlık alanında da kendisine geniş yer bulmuş, sanayi yapılarından konutlara kadar pek çok ekolojik bina örneği tasarlanmıştır. Özellikle konut sektöründe sıkça görülmeye başlanan ekolojik yapılar başlangıçta yalnızca yüksek enerji faturalarından kurtulmayı amaçlayan ekonomik gerekçelerle rağbet görmüş olsalar da günümüzde gitgide gelişen çevre bilinci sayesinde doğayla barışık bir yaşam sürmek isteyen insanlar tarafından da sıklıkla tercih edilmektedir.Mimarlığın ekoloji ile buluşmasından ortaya çıkan ekolojik yapılar içinde mobil konutlara özel bir yer ayırmak gerekir. Doğayla uyum içinde olmanın, hareketin ve ev değiştirmeden çevre değiştirebilme özgürlüğünün simgelerinden olan mobil konutlar doğaya saygılı yaklaşımları nedeniyle ekolojik ev tanımına en uygun yapı tipidir. Günümüzün modern mobil konutları bünyelerine entegre edilmiş ileri teknoloji ürünü sürdürülebilir sistemleri ile enerji ve su şebekelerinin uzağındaki zorlu coğrafi koşullara dahi uyum sağlama yeteneği geliştirmiş akıllı yapılar olarak karşımıza çıkmaktadır. Gereksinim duydukları enerjiyi ve suyu sürdürülebilir kaynaklardan kendi olanaklarıyla elde etmeleri, sıfıra yakın karbon salımları, enerji ve su kaynaklarının kesintiye uğradığı günlük ve mevsimsel zaman dilimlerinde kullanımını sağlayan depolama birimleri, elde edilen kaynakları verimli kullanabilmeleri, drenaj gerektirmeyen atık teknolojisi, yerkabuğuna verilen zararı en aza indiren zemin bağlantı şekilleri gibi özellikleri bu evleri ekolojik yaklaşımın mimarlık alanına olan en önemli yansımalarından biri haline getirmektedir.Ekolojik mobil konutlar sahip oldukları teknolojik donanımların yanı sıra iç mekan düzenlemeleri ve kullanılan malzemeler açısından da sabit bir evde bulunan hemen tüm konfora sahiptirler. Yapımlarında kullanılan dayanıklı, fazla bakım gerektirmeyen malzemeler, ısı ve su yalıtımları, iç mekan düzenlemelerindeki yer kaybını önleyen akılcı yaklaşımlar sayesinde artan konfor düzeyi bu konutları geçmişin basit ve geçici yapıları olmanın çok ötelerine taşımış, çağın gerektirdiği konfor düzeyinin doğa ile barışık yaşayarak da sağlanabileceğinin en güzel örneklerinden olan ciddi bir yaşam alternatifi olma noktasına getirmiştir.en_US
dc.format.mediumXIV, 138 y. : rnk. res., şkl., çzm., pln. ; 29 sm.en_US
dc.language.isoturen_US
dc.publisher[y.y.]en_US
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccessen_US
dc.subjectMobil Konuten_US
dc.subjectGöçebeliken_US
dc.subjectKüresel Isınmaen_US
dc.subjectEkolojien_US
dc.subjectSürdürülebilirliken_US
dc.titleEkolojik mobil konutların teknolojisi ve iç mekan düzenlemelerinin incelenmesien_US
dc.typemasterThesisen_US
dc.departmentEnstitüler, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, İç Mimarlık Ana Bilim - Ana Sanat Dalıen_US
dc.institutionauthorAkbaş, Emreen_US
dc.relation.publicationcategoryTezen_US
dc.identifier.demirbas0052748en_US
dc.identifier.yrdC5136FCA-7BA4-454F-8E7B-DE08A40D5B5Cen_US


Bu öğenin dosyaları:

Thumbnail

Bu öğe aşağıdaki koleksiyon(lar)da görünmektedir.

Basit öğe kaydını göster